Hoş geldiniz
ANTALYA (UHA) -
Kolay olmadı…
Bazı ayrılıklar öfkeyle olmaz. Bazı ayrılıklar, insanın yüreğinden sessizce kopan bir parçadır.
Bugün sizlerle paylaşacağım bu satırları yazabilmek için günlerce düşündüm. Defalarca başladım, defalarca sildim. Çünkü bazı kararlar akılla alınsa da, bedelini yürek öder.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ettim.
Bu kararı bir öfkeyle değil; vicdanımla, inandığım değerlere sadakatle ve uzun bir iç muhasebenin sonunda aldım.
Ben bu partinin kapısından hiçbir zaman bir makam ya da mevki için girmedim. Cumhuriyet'e, demokrasiye, laikliğe, sosyal adalete ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimlerine inanarak girdim. Yıllar boyunca mahallelerde çalıştım, seçimlerde mücadele ettim, kapı kapı dolaştım, sokak sokak emek verdim. Seçim gecelerinin umudunu da yaşadım, yenilgilerin hüznünü de…

Örgütün iradesiyle Antalya Büyükşehir ve Muratpaşa Belediye Meclis Üyesi seçildim. Bu görev benim için hiçbir zaman bir unvan olmadı. Bana oy veren de vermeyen de dâhil herkesin hakkını gözetmeye, kadınların sesini duyurmaya, çocukların geleceğine sahip çıkmaya, doğayı, kentimi ve kamu malını korumaya çalıştım.
Beni tanıyanlar bilir… Kolay vazgeçen biri olmadım. Susmadığım için bedel ödedim. Doğru bildiğimi söylemekten, haksızlık karşısında geri durmaktan hiçbir zaman vazgeçmedim. Çünkü siyaset benim için hiçbir zaman koltuk değil, vicdan ve sorumluluk meselesiydi.
Cumhuriyet Halk Partisi benim için yalnızca bir siyasi parti değildi. Gençliğimin heyecanıydı, yıllarımın emeğiydi, dostluklarımdı, umutlarımdı. Hayatımın büyük bir bölümünü bu çatı altında geçirdim.
Bu partiyle bağımız yalnızca bana ait değildi.
Ailemizde Cumhuriyet Halk Partisi bir siyasi tercih değil, bir yaşam biçimiydi. Rahmetli babam da bu davaya ömrünün sonuna kadar inandı. İnandığı değerler uğruna kendi hayatını, rahatını ve geleceğini ikinci plana koyacak kadar fedakâr bir insandı.
Onu çok erken kaybettik. Ama geriye bıraktıkları, bana her zaman nasıl bir mücadele verilmesi gerektiğini hatırlattı. Vefat ettiğinde cebinden çıkan birkaç kişisel eşyanın arasında parti kimliği de vardı. O an anladım ki bazı insanların aidiyeti sözle değil, ömürleriyle yazılır.
Belki de bugün bu kararı verirken en çok canımı acıtan şey, yıllar boyunca emekle, inançla ve fedakârlıkla kurduğumuz o bağın sessizce kopmuş olduğunu hissetmekti.
Çünkü insan bazen en çok sevdiği yerden kırılır.
Bir siyasi partiyi yaşatan tabelası değildir. Onu yaşatan; adaletidir, demokrasisidir, örgütün iradesine duyduğu saygıdır, farklı sesleri dinleyebilmesidir ve vicdanıdır.
Ben bugün bu değerlere olan inancımı kaybettiğim için değil; tam tersine, o değerlere olan bağlılığımı koruyabilmek için bu kararı alıyorumve bugün bir tabeladan ayrılıyorum.
Cumhuriyet'in kurucu felsefesinden, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimlerinden, laik Cumhuriyet'ten, sosyal demokrasiden, hukukun üstünlüğünden ve halkın emeğini, hakkını savunma mücadelemden ayrılmıyorum.
Kimseye öfkem yok. Kimseyle kişisel bir hesabım da yok.
Ben yalnızca vicdanımın sesini dinliyorum.
İnandığım değerlerden vazgeçtiğim için değil; o değerlerden vazgeçmemek için ayrılıyorum.
Çünkü biliyorum ki isimler değişebilir, partiler değişebilir; ama insanın vicdanı ve inandığı değerler değişmemelidir.
Bugüne kadar bana güvenen, birlikte omuz omuza mücadele ettiğim tüm yol arkadaşlarıma, bana oy veren ya da vermeyen bütün hemşehrilerime gönülden teşekkür ediyorum.
Hakkınızı helal edin.
Başım dik, vicdanım rahat.
Benim mücadelem bitmedi.
Sadece yeni bir sayfa açılıyor.
Çünkü bazen kalmak cesaret değildir.
Bazen asıl cesaret, inandığınız değerleri yaşatabilmek için yeniden yürümeyi göze alabilmektir.
Haber: ERKAN KARATAŞ