Hoş geldiniz
UHA HABER MERKEZİ -
Japonya’nın Fukuşima Daiichi Nükleer Santrali’nde 2011 yılında yaşanan deprem ve tsunaminin ardından başlayan atık su krizi, aradan geçen 15 yıla rağmen sona ermedi. Reaktörlerin soğutulması sırasında kullanılan su ile santral sahasına giren yağmur ve yer altı sularının radyoaktif maddelerle temas etmesi sonucu oluşan milyonlarca tonluk su, yıllardır dev tanklarda tutuluyor.
Japonya’nın 2023’te başlattığı tahliye programında yeni bir aşamaya gelindi. Ağustos 2026 itibarıyla santral sahasından Pasifik Okyanusu’na bırakılan arıtılmış atık su miktarı 170 bin tonu aştı. Ancak bu rakam, santralde oluştuğu haliyle radyoaktif suyun doğrudan denize boşaltıldığı anlamına gelmiyor. Tahliye öncesinde su kapsamlı bir arıtma işleminden geçiriliyor ve ardından deniz suyuyla seyreltiliyor.

ÖNCE ARITILIYOR, SONRA OKYANUSA VERİLİYOR
Fukuşima’daki su, denize ulaşmadan önce ALPS adı verilen gelişmiş arıtma sisteminden geçiriliyor. Sistem, sudaki çok sayıda radyoaktif elementi mümkün olduğunca uzaklaştırmayı amaçlıyor. Ancak süreçte en önemli sorunlardan biri trityum.
Radyoaktif hidrojen olarak bilinen trityum, su moleküllerinin yapısına katılabildiği için sudan ayrıştırılması oldukça güç. Bu nedenle Japonya, arıtılmış suyu büyük miktarda deniz suyuyla seyrelterek trityum yoğunluğunu düşürüyor. TEPCO’nun uygulamasında tahliye edilen sudaki trityum konsantrasyonu litre başına 1.500 bekerelin altında tutuluyor. Su, kıyıdan yaklaşık 1 kilometre açıkta bulunan bir tünel üzerinden Pasifik’e ulaştırılıyor.
Bu yöntem uluslararası ölçekte de tartışmaların merkezinde. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın değerlendirmesine göre tahliye, belirlenen güvenlik standartlarına uygun şekilde yürütüldüğü sürece insanlar ve çevre üzerindeki radyolojik etkinin ihmal edilebilir seviyede olması bekleniyor. Deniz suyu ve çevredeki radyasyon seviyeleri ise tahliye boyunca düzenli olarak izleniyor.

ASIL BÜYÜK MİKTAR HÂLÂ TANKLARDA
Pasifik’e gönderilen 170 bin tonluk miktar ilk bakışta devasa görünse de Fukuşima’daki toplam su yükünün yalnızca bir bölümünü oluşturuyor. Santral sahasındaki tanklarda hâlâ 1,2 milyon tondan fazla su bulunuyor.
Üstelik sorun yalnızca geçmişten kalan su değil. Hasarlı reaktörlere yağmur ve yer altı sularının sızması tamamen engellenemediği için yeni kirlenmiş su oluşmaya devam ediyor. Bu su da toplanıyor, arıtılıyor ve yeniden depolanıyor.
Japonya’nın önündeki süreç bu nedenle kısa vadeli bir boşaltma operasyonundan çok daha uzun soluklu. Tankların zaman içinde kaldırılması ve santral sahasında açılacak alanların hasarlı reaktörlerin sökülmesi ile radyoaktif yakıt kalıntılarının çıkarılması çalışmalarında kullanılması planlanıyor.
Fukuşima’da 2011’de başlayan nükleer felaketin fiziksel sonuçları böylece 15 yıl sonra da Pasifik kıyısında devam ediyor. Okyanusa bırakılan suyun arıtılmış ve seyreltilmiş olması, tartışmayı sona erdirmiş değil; Japonya’nın tahliye programı çevresel etkileri, deniz ekosistemleri ve uzun vadeli güvenlik açısından izlenmeye devam ediyor.
Haber: SEZGİN AKKOYUN