Hoş geldiniz

SEZGİN AKKOYUN
29.09.2026 - 10:59:22

ÇEVRE YAŞAM

VAHŞİ MADENCİLİK DOĞAL YAŞAMI TEHDİT EDİYOR
Açık ocak madenciliği, ormanlardan su kaynaklarına kadar geniş alanları etkiliyor. Bilimsel araştırmalar, madenciliğin yol açtığı ekolojik tahribatın kalıcı olabileceğini ortaya koyuyor.

UHA HABER MERKEZİ -

Madencilik faaliyetlerinin doğal ekosistemler üzerindeki etkileri, orman kaybından su kirliliğine, toprak erozyonundan biyolojik çeşitliliğin azalmasına kadar uzanıyor. Birleşmiş Milletler bünyesindeki Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetlerarası Bilim-Politika Platformunun (IPBES) değerlendirmeleri, madenciliğin arazi kullanımını değiştirerek doğal yaşam alanlarının kaybına ve parçalanmasına neden olduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle açık ocak madenciliğinde cevhere ulaşmak amacıyla bitki örtüsünün, verimli üst toprağın ve büyük miktarlarda kayaç tabakasının kaldırılması, arazinin doğal yapısını köklü biçimde değiştiriyor. Ormanların parçalanması ve hayvanların doğal hareket güzergâhlarının kesintiye uğraması, bazı türlerin beslenme ve üreme alanlarını daraltırken bitki örtüsünün kaybolması da yağışların yüzey akışını artırarak erozyonu hızlandırabiliyor.

Madenciliğin en önemli çevresel risklerinden birini, kazı ve cevher işleme süreçlerinde ortaya çıkan atıkların su kaynaklarına ulaşması oluşturuyor. Özellikle sülfürlü minerallerin hava ve suyla temas etmesi sonucunda gelişebilen asit maden drenajı, ağır metallerin çözünürlüğünü artırarak akarsuların ve yeraltı sularının kirlenmesine, sucul canlıların zarar görmesine ve kirlenmenin maden sahası dışına taşınmasına neden olabiliyor.

Maden sahalarındaki tahribat, yalnızca işletme süresiyle sınırlı kalmayarak faaliyetler sona erdikten sonra da etkisini sürdürebiliyor. Bilimsel değerlendirmeler, üst toprağın korunması, arazinin yeniden düzenlenmesi ve yerel bitki türleriyle rehabilitasyon yapılmasının ekolojik iyileşmeye katkı sağlayabildiğini ancak özellikle eski orman ekosistemlerinin, karmaşık toprak yapısının ve kaybedilen biyolojik çeşitliliğin bütünüyle geri kazanılmasının her zaman mümkün olmadığını gösteriyor.

Sanayi ve enerji dönüşümü için gerekli minerallere yönelik talep, madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerinin bilimsel ölçütlerle değerlendirilmesini daha da önemli hâle getiriyor. Doğal yaşam alanlarının korunması, hassas ekosistemlerde madencilikten kaçınılması, su ve atık yönetiminin bağımsız biçimde denetlenmesi ve rehabilitasyon yükümlülüklerinin işletme sonrasında da sürdürülmesi, geri dönüşü mümkün olmayan ekolojik kayıpların önlenmesinde temel gereklilikler arasında yer alıyor.

Haber: SEZGİN AKKOYUN