Hoş geldiniz
ESKİŞEHİR (UHA) -
Eskişehir’de Ahpadi Derneği tarafından düzenlenen “Atatürk’ün Mirası Ne, Mirasçısı Kim?” konulu konferans, siyaset ve akademi dünyasından önemli isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi.
Programda konuşmacı olarak yer alan Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Rifat Meşih Aktaş ve Demokrat Parti MKYK Üyesi Prof. Dr. M. Serhan Yücel, Atatürk’ün mirası, Demokrat Parti tarihi ve güncel siyasi gelişmeler üzerine dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
"Atatürk’ün Mirası Tek Bir Zümreye Ait Olamaz"
Açılış konuşmalarında, Atatürk’ün mirasından anlaşılması gerekenin; tüm nitelikleriyle Türkiye Cumhuriyeti devrimi, akılcılık, bilimcilik, tam bağımsızlık ve çağdaşlık ideali olduğu vurgulandı. Atatürk’ün halkına refah, adalet ve mutluluk veren bir devlet kurma idealini tamamlamanın gelecek nesillere bırakılan en büyük vasiyet olduğu ifade edildi.
Değerlendirmelerde, Atatürk’ün mirasının tek bir kişiye, tek bir siyasi partiye veya derneğe mal edilemeyeceğinin altı çizilerek, "Atatürk, mirasını Türk milletine ve gençliğe emanet etmiştir. Bu mirası koruyan, geliştiren ve geleceğe taşıma azminde olan her kurum ve kişi, Atatürk’ün doğal mirasçısıdır" denildi.

Celal Bayar ve Demokrat Parti Çizgisi Vurgusu
Konferansın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Demokrat Parti’nin kuruluşu ve Celal Bayar’ın Atatürk dönemindeki rolüne ayrıldı. Konuşmacılar; Celal Bayar’ın Atatürk dönemindeki Başbakanlığı, üstlendiği kritik görevler ve Atatürk’ün 1937 yılındaki Hükümet Programı'nı sahiplenişini referans göstererek DP’nin Atatürk’ün izindeki duruşunu anlattı.
CHP’den ayrılarak Celal Bayar liderliğinde kurulan Demokrat Parti’nin Kemalizmden kopmadığı, aksine seçkinci ve devlet bürokrasisine sıkışmış olan Kemalizm anlayışını yeniden milletle ve muhafazakâr sağ seçmenle kucaklaştırdığı vurgulandı. Celal Bayar’ın “Kemalistlerin en demokratı, demokratların en Kemalisti” unvanını hak ettiği ifade edildi.
Tarihsel Tartışmalara ve Dış Politikaya Bakış
Konuşmacılar, Demokrat Parti dönemine yönelik sıklıkla dile getirilen ezanın yeniden Arapçaya döndürülmesi, Köy Enstitülerinin kapatılması ve Cezayir konusu gibi iddiaların tarihsel gerçekler ve belgelerle bağdaşmadığını belirterek bu suçlamaları reddetti. Dönemin dış politikasının, Kıbrıs meselesinin çözümü dâhil olmak üzere tam anlamıyla Atatürkçü bir yaklaşımla ele alındığına dikkat çekildi.
"Çözüm Atatürk'ün Mirasında Birleşmekten Geçiyor"
Yoğun katılımın olduğu programın sonunda, ülkenin son yıllarda birçok alanda gerileme yaşadığı savunularakhk, bu gidişata dur demenin yolunun Atatürk’ün miras ve vasiyetine uygun bir program etrafında tüm "samimi" cumhuriyetçilerin birleşmesinden geçtiği mesajı verildi.
Konferans, katılımcıların soru-cevap ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Haber: SALİH GÜVEN