Hoş geldiniz
UHA HABER MERKEZİ -
Devlet Bahçeli açıklamasında fon soruşturmasına değinen Bahçeli, "Milletimizin helal tasarrufuna göz dikenlere, hukuk zemininde en güçlü yaptırımlar kuşkusuz uygulanacaktır." ifadelerini kullandı.
Bahçeli konuşmasında basın özgürlüğü tartışmalarından İBB yolsuzluk davasına, İstanbul'da yaşanan sel felaketinden kamuoyunun yakından takip ettiği fon soruşturmasına birçok kritik başlığa ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

EN GÜÇLÜ YAPTIRIMLAR KUŞKUSUZ UYGULANACAKTIR
Bahçeli konuşmasında; "geçtiğimiz haftadan bu yana hem fon soruşturması hem de başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere belediyelerdeki yolsuzluklara ilişkin yargı süreçleri devam etmektedir. Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesi, finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesine bağlıdır."
"Sermaye piyasalarının gelişimi; piyasaların yeterli derinliğe kavuşmasını, sermayenin tabana yayılmasını, aynı zamanda da tüm finansal piyasaların istikrar içinde işlemesi için gözetim ve denetim işlemlerinin eş güdüm içinde gerçekleştirilmesini gerektirmektedir."
Milletimizin helal tasarrufuna göz dikenlere, hukuk zemininde en güçlü yaptırımlar kuşkusuz uygulanacaktır.

Nitekim suçluların açığa çıkarılması ve mağduriyetlerin giderilmesi yönünde atılan önemli adımlardan, konuya ilişkin yasal düzenlemenin Meclis Genel Kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum.
Daha önce de vurguladığım gibi bunlar; bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir.
Adalet; suçluyu cezalandırmanın yanında masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın isabetle fahiş kazancın bedelinin ödetileceğini ve devletin kimseyi mağdur etmeyeceğini ifade etmesi, adaletin tecellisine olan güveni artırmıştır.
Milletimiz emin olsun; bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir. Partimiz, milletimizin hakkını ve hukukunu savunurken adaletli bir gelir dağılımını mümkün kılacak adımların da takipçisi olacaktır. Dar gelirli vatandaşlarımızın beklentilerinin karşılanması için gerekli hamleler mutlaka yapılacaktır.
3 Ekim 2026 tarihli yazılı açıklamamda ifade ettiğim gibi; cümle halkın emek ve alın terinin hulasası olan devlet mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur. Devlet mülküne tasallut edenin adaleti ve terbiyesi ise devlet ahlakındadır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren bir problem olmanın yanında bir ahlak yoksunluğudur. Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine, yöneltilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler siyasi gösterilerin değil, savunma hakkının esas alındığı yerlerdir. Milletimiz gelişmeleri yakından takip etmekte ve adaletin bir an evvel tecellisini beklemektedir.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Soruşturmalar kapsamındaki bir başka konu da basın özgürlüğü tartışmalarına yöneliktir.
Özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna, medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar da hukukun kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır. Nitekim medya kuruluşları da diğer bütün kurumlar gibi hukuk karşısında sorumluluk taşımaktadır. Asıl olan basın özgürlüğünü savunurken hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşmemektir.
Basın özgürlüğü demokrasinin güvencesi ise hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır. Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerinin kuvveden fiile dönüştüğü, kanunsuzlukların üzerine gidildiği bir ortamda huzur ve güven iklimi sınıf sabote etmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemezdir. Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan algıya, FETÖ hesaplarından yapılan kışkırtıcılığa itibar edilmemeli. resmi açıklamalar doğrultusunda hareket edilmelidir. Türkiye'nin güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması, girişimlerinin mutlaka önüne geçilmelidir.

Haber: HAKAN SÖNMEZ